BİRİNCİ YENİ, İKİNCİ YENİ, ÜÇÜNCÜ YENİ / Nihat KAÇOĞLU

Sefa Koyuncu öncülüğünde hece ve aruza, yani ölçüye, geleneksel değerlere dönüşü simgeleyen Üçüncü Yeni şiiri; Birinci, İkinci Yeni ve Toplumsal Gerçekçi şiire bir tepki olarak doğdu. Şiir ölçülü yazılmalıydı.

 

BİRİNCİ YENİ, İKİNCİ YENİ, ÜÇÜNCÜ YENİ

>Nihat KAÇOĞLU

 

Şiirimizdeki üç yenilerin genel bir poetikasını çizmek açısından bu üç şiir akımını irdelemek gerekiyor.


Birinci Yeni şiirine baktığımızda Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat şiirde uyağa, ölçüye, dörtlüğe, edebi sanatlara gerek olmadığını belirterek; her türlü şairanelikten ve duygudan uzak daha çok aklı esas alıp basit, sıradan insanın şiirini sıradan olmayan bir güzellikte sunabilmeyi hedef alan bir serbest şiir kurdular.

 

Garip adlı şiir kitaplarıyla her türlü geleneksel kalıba, divan, halk şiiri, aruz ve hece veznine, şairaneliğe, duygusal şiire baş kaldırdılar. Şiirlerinde sıradan insanı, yaşama sevincini, hayattaki tuhaf şeyleri anlattılar. Garipçilere göre uyak, ilkel insanın şiiri unutmamak için bir buluşuydu ve kaldırılmalıydı. Her ne kadar konuya objektif yaklaşmak istesem de burada Paul Verlaıne'ın 'Şiir Sanatı' adlı şiirindeki mısralar geliyor aklıma:

 

'Musiki herşeyden önce musiki.
Havalanan bir şey olmalı mısra...'

 

Yani uyak bence şiirin musikisidir. Bu musikiden yoksun bir şiir ne kadar ahenkli, ne kadar şiir gibi şiir olabilir o tartışılır.

 

İkinci Yeni'cilere göre edebi sanatlar da nesneleri olduğundan başka göstermekten başka bir şey değildi. Aruz ve hece gibi kalıplar buluşçuluğu engellerdi onlara göre. Bu çıplak, yalın anlatımlı, varlıklı değil çoğunluğa, sıradan insana seslendiği iddiasındaki şiir ilk başlarda nasır, kundura gibi basit sözcükleri şiire soktuğu için alay konusu gibi olduysa da bir anda benimsenmeye başlandı. Artık çoğu şair 1950'lere değin şiirsiz şiir yazıyordu. Ve tek tip, alalade, basit sözcüklerle sıradan insanı anlatan bir şiir furyası doğdu.Ve nihayetinde Garipçiler şiir anlayışlarının nasıl bir noktaya geldiğini fark ettiler. Orhan Veli 1949'da şunları söyledi: "Şiirlerimizin yadırganışı sadece alışılmış kalıpların dışına çıkışımızdan değil, çıkmak isteyişinden, bunda ayrı bir keyif buluşundandı. Gayretimizin nasıl bir sebebe ulaştığını anlayınca biz de yumuşar gibi olduk. Gelgelelim, bu arada şiire girmiş olan bazı şeyler, şiirin öz malı imiş gibi, yerleşti kaldı. Bunlardan biri eski şiirin yüksekten konuşmasına karşılık, şiire sokulan, alelade konuşma; bir de eski şiirin büyük konularının, büyük heyecanlarının yanı başında yer alan, küçük alelade olaylar, küçük alelade insanlardı. İlk niyet hiçbir şeyin şiir dışı kalmamasını sağlamaktı. Ama, bu yeni şiir yavaş yavaş yayılıp bir çok kimse tarafından tutulunca iş değişti. Genç okur yazarlar, hatta bu işle uğraşanlar, sandılar ki şiir yalnız küçük olayların, yalnız alelade bir dille anlatılmasından meydana gelir. Böyle böyle bu basitlik, bu aleladelik şiirin bir tarafı, bir şartı oldu.'


Tabi ki bu şiirin tutulmasının en büyük nedenlerinden biri ölçüsüz, rahatça ve kolayca yazılabilmesiydi. İkinci Yeni şiirinin, Attila İlhan, Nazım Hikmet gibi şairlerin toplumsal gerçekçi şiiri ile bazı ortak yönleri vardı. Çünkü amaç şairaneliği, basmakalıp düşünceleri yıkmak, geniş halk kesimlerine ulaşmaktı. Ama Garipçiler toplumsal konulara üstü kapalı ve mizahi bir üslupla değindiler. Toplumsal gerçekçiler kadar cesur olamadılar. Zamanla Oktay Rıfat soyut şiire kaydı. "Perçemli Sokak" adlı şiir kitabı buna bir örnektir. Nerdeyse İkinci Yeni şairi olmuştu.

 

İkinci Yeni'yi irdelersek Edip Cansever, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Turgut Uyar, Cemal Süreya gibi şairlerin başını çektiği bu akım Birinci Yeni ve Toplumsal Gerçekçi şiire bir tepki olarak doğdu. Şiirde yalınlığı kırmak, soyut imgeler üretmek, anlamdan, öyküden ziyade hayal gücüne ağırlık vermek gibi özellikleri vardı. Onlara göre şiir öykü değildi. Öyküden ayrı bir tür olmalıydı. Anlam da çok önemli değildi. Yalnızlık, tasa, uyumsuzluk gibi konular işlendi. Bazen rastgele cümlelerle bir boşvermişlik havası sezilen bu şiir de dönemin baskısından kaçmakla, şekilcilikle, anlamsızlıkla suçlandı. Geniş bir okur kitlesi bulamadı ama döneme yeni bir soluk getirdiler.

 

Sefa Koyuncu öncülüğünde heceye, aruza yani ölçüye, geleneksel değerlere dönüşü simgeleyen Üçüncü Yeni şiiri; Birinci, İkinci Yeni ve Toplumsal Gerçekçi şiire bir tepki olarak doğdu. Şiir ölçülü yazılmalıydı. Ata yadigarı öksüz bırakılmamalıydı. Nedim, Gevheri, Rıza Tevfik gibi ustalar yeniden canlanmalıydı. Üçüncü Yenicilere göre şiirde ahenk ve iç musikiyi sağlama açısından ölçü şarttı. Düz yazıda devrik cümleler kullanılmamalıydı. Müslüman Türkün veznine, düşüncesine geri dönülmeliydi. Toplumsal konulara değinilmeliydi. Her görüşten ölçülü şiir yazan şaire açık olan bu şiir akımı yer yer farklı şairlere de yer verdi. Belki eskiye dönüş olduğundan, bu şiire Üçüncü Yeni demek biraz ironi gibi görünse de, bu şiir eskinin çağdaş bir versiyonu olma iddiasındaydı. Henüz yeni sayılabilecek bu akıma da, ölçülü şiir yazan bir şair olarak başarılar diliyorum.

 

Nihat Kaçoğlu

Kaynak: http://forum.antoloji.com/uye/kisi.asp?kisi=850617

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !