ÜÇÜNCÜ YENİ MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİ /SEFA KOYUNCU



Özgür Ozanlar Derneği
Başlatan Requiem , Jul 06 2008 20:09
 

Kaynak: http://forum.tabut.net/topic/65799-%C3%B6zg%C3%BCr-ozanlar-derne%C4%9Fi/page-2


Üçüncü yeni, bu mutlaka değerlendirilmeli diye düşünüyorum.

İnan Arslanboğan

Ozan ve Özgür'ün sıkıntısının, yazıp çizen insanların temel sıkıntısı olduğu kanaatindeyim. Nedir peki bu!
Eskinin yerini yeninin almasıdır.
Yazan insan farklı kelimeler arar.
Çizen insan farklı renk ve teknik dener.
Uzatmanın alemi yok bu sanatın 7 kolu için geçerlidir.
Fakat unutulmamalıdır ki, eskinin yerini yeninin alması meselesi, iç içe geçen şeylerdir.
Yıkmak değildir yeninin gelişi, eskinin üzerine yeninin inşaa edilmesidir.
Üstelik sanat, durağan değil devingendir.
Tebrik ederim arkadaşlar. Yazınız ciddi bir 'sorunu' buraya taşımıştır.
Yazının ezberi bozulmadıkça, yazar ilerleyemez diye düşünüyorum.

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#12  suret suret
PЄИTIMЄИTØ

 
Yazar
1,438 İleti
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 00:26

İnan ARSLANBOÄžAN, on 07.07.2008 - 00:23, said:
Üçüncü yeni, bu mutlaka değerlendirilmeli diye düşünüyorum.
Ozan ve Özgür'ün sıkıntısının, yazıp çizen insanların temel sıkıntısı olduğu kanaatindeyim. Nedir peki bu!
Eskinin yerini yeninin almasıdır.
Yazan insan farklı kelimeler arar.
Çizen insan farklı renk ve teknik dener.
Uzatmanın alemi yok bu sanatın 7 kolu için geçerlidir.
Fakat unutulmamalıdır ki, eskinin yerini yeninin alması meselesi, iç içe geçen şeylerdir.
Yıkmak değildir yeninin gelişi, eskinin üzerine yeninin inşaa edilmesidir.
Üstelik sanat, durağan değil devingendir.
Tebrik ederim arkadaşlar. Yazınız ciddi bir 'sorunu' buraya taşımıştır.
Yazının ezberi bozulmadıkça, yazar ilerleyemez diye düşünüyorum.

Oh be, İnan abi!

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#13  Free & Chaos Free & Chaos
Düş'eli çok oldu

 
Yazar
1,559 İleti
Cinsiyet:Erkek
Yer:bir martının kanadından...
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 00:28

İnan Bey anlaşılmak güzel his, bilirsiniz.

Teşekkür ederim size ve okuyan/üzerinde kafa yoran herkese...

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#14  defnenaz defnenaz
esrik imge

 
Yazar
6,091 İleti
Twitter:nazsevik
Cinsiyet:Kadın
Yer:stnbl
İlgi alanları:Sanat, Gastronomi, Aktüalite, Edebiyat
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 01:31

Arkadaşlar heyecanınızla ortak olduğumu fakat öncelikle bu akım girişiminin miladı olmadığımızı üzülerek belirtmek istiyorum. Ama bu bize çok şey kaybettirmez. Önemli olan bu düşüncelerin sistematik ve tanımlanabilir olduğu vakit, bizim fikirlerimizi de içermesi ve benimseyebilmek(!) İşte bu noktada biraz endişeliyim.
Sizler de belki ufak bir araştırma yapmış olabilirsiniz, yapmayanlar için açıklayıcı nitelikte olabilir, ben bulduklarımı paylaşmak ve sonra ortak bir payda bulmak istiyorum. Ama işin burasından bakınca hayli zor görünüyor. Onlar kendi tekniklerini yaratmışlar bile.

Ekşi sözlük yazarlarından sevgili Pesa, 11.09.2004 tarihinde Üçüncü Yeni ile ilgili şunları demiş;

“Olmayan "şiir akımı". Türk şiirinde tıpkı birinci yeni gibi üçüncü yeni diye bir akım da yoktur. Garip akımı vardır ki karşı çıkıp yıktığı bütün şiir geleneği karşısında yeni şiir olarak konumlanmış ve adlandırılmıştır. Cemal Süreya’nın dediği gibi şiire portakal yemesini öğretmişlerdir. Bir de İkinci Yeni vardır ki karşı çıkıp yıktığı bütün yeni şiir geleneği karşısında bu şekilde adlandırılmıştır. Bu durumda üçüncü yeni'nin kendini mevcut Türk şiirinde nasıl konumlandırdığı meçhuldür. Kaldı ki varsa eğer böyle bir akım, ortada Türk şiiri diye bir şey kalmadığına göre şöyle de tanımlayabiliriz : "olmayan şiir" akımı.”


Tamam, hemen moraliniz bozulmasın. Bundan sonraki açıklamalar bu kadar can sıkıcı değil. Ancak Üçüncü Yeni hareketinin temellendirildiği noktadaki, düşüncelerimizle çelişen değerler canınızı daha beter sıkabilir. Bir de şu durum var ki, aynı dönemde çakışan iki akım nasıl karşılanır, hem de bu kadar yüzeyselleştiğimiz bir zamanda…

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#15  defnenaz defnenaz
esrik imge

 
Yazar
6,091 İleti
Twitter:nazsevik
Cinsiyet:Kadın
Yer:stnbl
İlgi alanları:Sanat, Gastronomi, Aktüalite, Edebiyat
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 01:33

05-25-2007

şâir- yazar Sefa Koyuncu "Birinci ve İkinci Yeni" hareketlerine tepki olarak, biçim, ölçü ve kafiyenin yanı sıra açıklık, anlam ve hayâle de önem veren "Üçüncü Yeni şiiri" akımını başlattığını açıkladı…

***
Üçüncü Yeni Manifestosu(1)

İSTANBUL(BHD-ÖZEL)- Gazeteci-yazar Sefa Koyuncu, "Üçüncü Yeni Hareketiyle, Orhan Veli ve arkadaşlarının (Birinci Yeni) şiirimizden söküp attığı ölçü, kafiye, şekil ve şairaneliği geri getiriyor; Cemal Süreyya ve arkadaşlarının daha da ileriye giderek (İkinci Yeni) şiirimize soktuğu anlamsızlık, saçmalık ve dağınıklığı reddediyoruz. Batı taklitçisi bu iki akımla binlerce yıllık Türk edebî zevkinin önü kesilmek, verimli kaynaklarının kökü kurutulmak istenmiştir. 'Üçüncü Yeni'yle bu bölücü ve yıkıcı hareketlere set çekiyor, herkesi ölçülü, kafiyeli, şekilli ve anlamlı hâlis Türk şiirine sahip çıkmaya çağırıyoruz" dedi ve kendi şiirinden örnekler sundu:

Iraklı Bebekler

Dağıttılar yuvayı,
enkazla bir çöktünüz.
Göremeden dünyayı,
âhirete göçtünüz.

Tanklar oldu salıncak,
toplar oyuncak size.
Kara toprak saracak,
doymadan annenize.

Andırdı yanardağı,
eviniz, eşiğiniz.
Oldu ateş yumağı,
bir anda beşiğiniz.

Uyurken mışıl mışıl,
alevle uyandınız.
Bilmeden hayat nasıl,
cayır cayır yandınız.

O hazin bakışınız,
ciğerimi yakıyor.
Süzülen gözyaşınız,
yüreğime akıyor.

Elinde çılgınların,
kâtil, akıllı füze.
Kahreden yangınların,
gözyaşı düştü bize.

Iraklı bebekler, siz;
mağdurları ihmâlin.
Asıl suçlu bizleriz,
n'olur bizi affedin.


Açıklayıcı olması açısından şu yazıyı da alıntıladım.

Sefa Koyuncu, Konya Ilgın doğumlu. Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Değişik gazetelerde muhabir ve temsilci olarak çalıştı. Bir süre Bâbıâli Kültür Yayıncılığı'nda editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. Araştırmaları, köşe yazıları ve şiirleri ile birçok ödül aldı. Seydişehir'le ilgili bir incelemesi 1995'de, "Don Kişot Sendromu- Ermeni Soykırımı Komedyası" adlı kitabı ise 2001'de yayınlandı.

Sefa Koyuncu şiirlerini ölçülü ama kolay, herkesin anlayabileceği bir dille ve anlatımla yazıyor. Okuyanları sürekli empati yapmaya, duyguları ve dış dünyanın çarklarını, tek dişi kalmış sözde medeniyeti, bir yığın gizli hesabı sorgulamaya çağırıyor. *
Ahmet Özdemir**


* Yazarın “Irakta Kanlı Savaş “ isimli yazısından alıntılanmıştır.
**Ahmet Özdemir (şâir-yazar),Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) denetçisi.

Haydi Üçüncü Yeni!

şiirlere musallat, 'Garip' bir hastalık var.
Dinleyen olur berbat, okuyan sara tutar.

Korsan Hikmet'ler daldı, çaldılar mücevheri.
Kuru iskelet kaldı, şiirimizden geri.

Nazım Hikmet kuyruğu, Birinci Yeni şiir,
Moskova'dan buyruğu, piri Orhan Veli'dir.

İkinci Yeni kaos, ya da cinnet şiiri,
'Garip' üstüne bir sos, sanki kürar zehiri.

Ece hülyâya daldı, Sezai de Roza'ya,
Galiba mahsur kaldı, Ay'da Cemal Süreyya.

Bunun kimi hayâli, kimi ma'nâyı attı.
Bitti nazmın mecâli, şâirleri yan yattı.

Ölçü gerekmez diye, lâf yığdılar bir sürü.
şiir adlı vâdiye, estirdiler terörü.

Ne ise ki biz geldik, şiiri toplamaya.
Üçüncü Yeni dedik, girdik hemen sıraya.

Gözümüz yok kolayda, ölçü işi azimdir.
şiir denen sarayda, aruz-hece bizimdir!

Har vurup savursa da, hayırsız evlatları,
Bilmeliyiz bir sevda, edebî sanatları.

Ölçülü yazmak için, aldırmadan yaşına,
şâirler hemen geçin, klavyenin başına!

Bunalımda insanlık, dâvet ediyor seni,
şiirine sâhip çık; haydi Üçüncü Yeni!

31.01.2007

Sefa Koyuncu

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#16  defnenaz defnenaz
esrik imge

 
Yazar
6,091 İleti
Twitter:nazsevik
Cinsiyet:Kadın
Yer:stnbl
İlgi alanları:Sanat, Gastronomi, Aktüalite, Edebiyat
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 01:35

‘ÜÇÜNCÜ YENİ'YE…

(Üstad Sefa Koyuncu'ya...)

Merhaba güzel dost, kutlarım seni,
Bir akım başlattın, 'Üçüncü Yeni',
Yürekten sevdirdin, sevilmeyeni,
Bizlere yeniden, Sefa Koyuncu...
Duyguları önce, yürekten süzmek,
Sonra da ard arda düzenli dizmek,
şiiri ölçülü, heceli yazmak,
Bilirdik öteden, Sefa Koyuncu…
Hakiki dostların bağında öten,
Bülbül gibi, güle vefa öğreten,
Bu akım bizlere mirastı zaten,
Atadan dededen, Sefa Koyuncu…
Bu akıma destek olan dostlara,
Bu şiirden lezzet alan dostlara,
‘Üçüncü Yeni'yi, bulan dostlara,
Selamlar gönülden, Sefa Koyuncu…
Kadirim, haddimi bilir söylerim,
Sizlere misafir gelir söylerim,
Bu sevda uğruna ölür, söylerim,
Doğarım o külden, Sefa Koyuncu…

Kadir Çetin / Nazilli / 25.02.08

ÜÇÜNCÜ YENİ: ÖLÇÜLÜ şİİR, KURALLI NESİR HAREKETİ

Kaynak

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#17  defnenaz defnenaz
esrik imge

 
Yazar
6,091 İleti
Twitter:nazsevik
Cinsiyet:Kadın
Yer:stnbl
İlgi alanları:Sanat, Gastronomi, Aktüalite, Edebiyat
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 01:35

Nihat Kaçoğlu/ Edebiyatdefteri.com ( Tarih bilinmiyor )

BİRİNCİ YENİ, İKİNCİ YENİ, ÜÇÜNCÜ YENİ

şiirimizdeki üç yenilerin genel bir poetikasını çizmek açısından bu üç şiir akımını irdelemek gerekiyor
Birinci Yeni şiirine baktığımızda Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat şiirde uyağa, ölçüye, dörtlüğe, edebi sanatlara gerek olmadığını belirterek; her türlü şairanelikten ve duygudan uzak daha çok aklı esas alıp basit, sıradan insanın şiirini sıradan olmayan bir güzellikte sunabilmeyi hedef alan bir serbest şiir kurdular. Garip adlı şiir kitaplarıyla her türlü geleneksel kalıba, divan, halk şiiri, aruz ve hece veznine, şairaneliğe, duygusal şiire baş kaldırdılar. şiirlerinde sıradan insanı, yaşama sevincini, hayattaki tuhaf şeyleri anlattılar. Garipçilere göre uyak, ilkel insanın şiiri unutmamak için bir icadıydı ve kaldırılmalıydı. Her ne kadar konuya objektif yaklaşmak istesem de burada Paul Verlaine’ ın ‘’şiir Sanatı’’ adlı şiirindeki mısralar geliyor aklıma:

‘’Musiki her şeyden önce musiki.
Havalanan bir şey olmalı mısra...’’

Yani uyak bence şiirin musikisidir. Bu musikiden yoksun bir şiir ne kadar ahenkli, ne kadar şiir gibi şiir olabilir o tartışılır. İkinci Yeni’cilere göre edebi sanatlar da nesneleri olduğundan başka göstermekten başka bir şey değildi. Aruz ve hece gibi kalıplar yaratıcılığı engellerdi onlara göre. Bu çıplak, yalın anlatımlı, varlıklı değil çoğunluğa, sıradan insana seslendiği iddiasındaki şiir ilk başlarda nasır, kundura gibi basit sözcükleri şiire soktuğu için alay konusu gibi olduysa da bir anda benimsenmeye başlandı. Artık çoğu şair 1950’lere değin şiirsiz şiir yazıyordu. Ve tek tip, alalade, basit sözcüklerle sıradan insanı anlatan bir şiir furyası doğdu. Ve nihayetinde Garipçiler şiir anlayışlarının nasıl bir noktaya geldiğini fark ettiler. Orhan Veli 1949’da şunları söyledi:’’şiirlerimizin yadırganışı sadece alışılmış kalıpların dışına çıkışımızdan değil, çıkmak isteyişinden, bunda ayrı bir keyif buluşundandı. Gayretimizin nasıl bir sebebe ulaştığını anlayınca biz de yumuşar gibi olduk. Gelgelelim, bu arada şiire girmiş olan bazı şeyler, şiirin öz malı imiş gibi, yerleşti kaldı. Bunlardan biri eski şiirin yüksekten konuşmasına karşılık, şiire sokulan, alelade konuşma; bir de eski şiirin büyük konularının, büyük heyecanlarının yanı başında yer alan, küçük alelade olaylar, küçük alelade insanlardı. İlk niyat hiç bir şeyin şiir dışı kalmamasını sağlamaktı. Ama bu yeni şiir yavaş yavaş yayılıp birçok kimse tarafından tutulunca iş değişti. Genç okuryazarlar, hatta bu işle uğraşanlar, sandılar ki şiir yalnız küçük olayların, yalnız alelade bir dille anlatılmasından meydana gelir. Böyle böyle bu basitlik, bu aleladelik şiirin bir tarafı, bir şartı oldu.’’
Tabi ki bu şiirin tutulmasının en büyük nedenlerinden biri ölçüsüz, rahatça ve kolayca yazılabilmesiydi. İkinci Yeni şiirinin, Attila İlhan, Nazım Hikmet gibi şairlerin toplumsal gerçekçi şiiri ile bazı ortak yönleri vardı. Çünkü amaç şairaneliği, basmakalıp düşünceleri yıkmak, geniş halk kesimlerine ulaşmaktı. Ama Garipçiler toplumsal konulara üstü kapalı ve mizahi bir üslupla değindiler. Toplumsal gerçekçiler kadar cesur olamadılar. Zamanla Oktay Rıfat soyut şiire kaydı.’’Perçemli Sokak’’ adlı şiir kitabı buna bir örnektir. Nerdeyse İkinci Yeni şairi olmuştu.

İkinci yeniyi irdelersek Edip Cansever, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Turgut Uyar, Cemal Süreyya gibi şairlerin başını çektiği bu akım Birinci Yeni ve Toplumsal Gerçekçi şiire bir tepki olarak doğdu. şiirde yalınlığı kırmak, soyut imgeler üretmek, anlamdan, öyküden ziyade hayal gücüne ağırlık vermek gibi özellikleri vardı. Onlara göre şiir öykü değildi. Öyküden ayrı bir tür olmalıydı. Anlam da çok önemli değildi. Yalnızlık, tasa, uyumsuzluk gibi konular işlendi. Bazen rasgele cümlelerle bir boş vermişlik havası sezilen bu şiir de dönemin baskısından kaçmakla, şekilcilikle, anlamsızlıkla suçlandı. Geniş bir okur kitlesi bulamadı ama döneme yeni bir soluk getirdiler.

Sefa Koyuncu öncülüğünde heceye, aruza yani ölçüye, geleneksel değerlere dönüşü simgeleyen Üçüncü Yeni şiiri; Birinci, İkinci Yeni ve Toplumsal Gerçekçi şiire bir tepki olarak doğdu. şiir ölçülü yazılmalıydı. Ata yadigârı öksüz bırakılmamalıydı. Nedim, Gevheri, Rıza Tevfik gibi ustalar yeniden canlanmalıydı. Üçüncü Yenicilere göre şiirde ahenk ve iç musikiyi sağlama açısından ölçü şarttı. Düzyazıda devrik cümleler kullanılmamalıydı. Müslüman Türk’ün veznine, düşüncesine geri dönülmeliydi. Toplumsal konulara değinilmeliydi. Her görüşten ölçülü şiir yazan şaire açık olan bu şiir akımı yer yer farklı şairlere de yer verdi. Belki eskiye dönüş olduğundan, bu şiire Üçüncü Yeni demek biraz ironi gibi görünse de bu şiir eskinin çağdaş bir versiyonu olma iddiasındadır. Henüz yeni sayılabilecek bu akıma da, ölçülü şiir yazan bir şair olarak başarılar diliyorum.

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#18  defnenaz defnenaz
esrik imge

 
Yazar
6,091 İleti
Twitter:nazsevik
Cinsiyet:Kadın
Yer:stnbl
İlgi alanları:Sanat, Gastronomi, Aktüalite, Edebiyat
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 01:37

NUH KENİş

• İzEdebiyat > İnceleme > Dil


Busiteyi gördünüz mü?

Hoş bir edebiyat sitesi.
Edebiyat dünyamızda yeni bir soluk olmuşlar.
Bir edebiyat öğretmeni olarak ben, itiraf edeyim yenifark ettim.

İlkeleri var:

-Heceye ve kafiyeye önem veriyorlar.
-Devrik cümleye karşı çıkıyorlar.
-Aruzla yazmak da serbest.

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#19  suret suret
PЄИTIMЄИTØ

 
Yazar
1,438 İleti
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 01:38

Ben şöyle düşünüyorum Sayın editörüm. Neden ayrı ayrı binalar gibi düşünüyoruz ki? Şüphesiz şiir katlanarak yol aldı. Bir apartmanın üçüncü katı olarak düşünmeliyiz bana göre.

0 .Yukarı Çık
..
--------------------------------------------------------------------------------
#20  defnenaz defnenaz
esrik imge

 
Yazar
6,091 İleti
Twitter:nazsevik
Cinsiyet:Kadın
Yer:stnbl
İlgi alanları:Sanat, Gastronomi, Aktüalite, Edebiyat
Yazma tarihi: 07 July 2008 - 01:38

Üçüncü Yeni

Muammer Erkul

Tarihî bir yazı yazacağım, iyi dinleyin!
Hatice, benim “adamım”dır, gece aradı. “Biliyorsun, Sefa Beyle kafalarımız uydu, sitede yazıp duruyoruz” dedi. Biliyordum haliyle. “Yeni bir fikrimiz var, dedi. Üçüncü Yeni şiir akımı...” *
şiir’in “şiyir” olmadığını dahi bilmeyen bazı mahlûkatın, şiir konusunda “özellikle” söz sahibi sayılmaları, sanatın bileğine atılmış jiletlerden biri!
Hiçbir iş yapamayan adamların, kendilerini ve biri birlerini tatmin için; alt alta dizdikleri yazılara şiir demeleri hangi vicdana sığar?..
Kızınca sırtım terler benim... Ve ben heyecanla konuşurken Hatice hiç sesini çıkarmaz, inceliğinden. Sadece dinler...
.....
Sizin ne düşündüğünüzü bilmiyorum şiir hakkında. Fakat şiir o hale geldi ki; siteler dolusu laf!.. Ben köşe yazarıyım. Çoğunda hece sayarım yazdıklarımın, kafiye ararım kelimeler arasında; bu ise gizli bir lezzet verir yazıya... Nesir okur insan, ama damağında şiirin tadı kalır...
Peki bunlar şiir midir? Değil. Değil ama, birileri şiir sitelerine bizim köşe yazılarını doldurmuş... Yüzlercesini hem de... Neden?.. Çünkü şiir yok etrafta! Doldurmuş da iyi mi olmuş, kötü mü?.. Öyle anlamsız kelimeler var ki şiir adına; iyi olmuş denebilir.
Ama benim şiir demediğim yazılarıma başkaları şiir derse, ve hele “Muammer Erkul işte böyle şiirler yazar”, derse iyi olmamış!..
Ben şair miyim, değil miyim?
Ben şair değilsem; neden yazdıklarımda hece var, kafiye var?
Yok, eğer şair değilsem; neden nesirlerim bile kondukları şiir sitelerindeki binlerce “şiir”den daha güzel, anlamlı?..
şiir, şiire benzemezse nasıl şiir olur?..
Kafiyesi olmayan ve hecesi olmayan ve kendi iç dalgaları olmayan ve rüzgârı olmayan “şey”lere şiir demeye utanır insan...
Yazacaksan şiir yaz birader.
Yazamıyorsan, zırvalarına “şiir” demekten utan!
.....
Sustum.
Hatice konuştu sonra. Dedi ki:
“İşte biz de aynen böyle diyoruz!”
Yani ‘Üçüncü Yeni’nin üçüncü adamı ben mi oldum şimdi?.. *
Üçüncü Yeni şiir akımı çok karşınıza çıkacak. Çünkü şiir nedir bilenlerin her biri; ardında geçici parlaklık bırakan salyangoz izlerinden muztarib... Bundan, şiirin kendisi de ıstırâb çekiyor!..
Herkes yazsın, elbette.
Ama şiir yazamayanlar, her yazdıklarını; yeni isimler uydurup şiir gemisine yüklemeye kalkarsa, odun gemileri boş kalır! *
“Üçüncü Yeni” demek, aslında “Yeniden şiir” demek...
Akımların sahibi olmaz! Yeniden şiir, diyen herkes; şiir gibi yazmaya karar verirse, belki bizi de saygı ile anarlar gelecek zamanlarda...

Kaynak: http://forum.tabut.net/topic/65799-%C3%B6zg%C3%BCr-ozanlar-derne%C4%9Fi/page-2
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !